Fatma Rânâ Çerçi hakkında bir özel dosya hazırlayan Yedi İklim dergisi, Mayıs sayısında “Hakikatin İzi” başlıklı sunuş yazısıyla açıyor kapağını. Yazıda Fernand
Braudel’in “Uygarlıkların Grameri” kitabı ile Toynbee’nin “Medeniyet Yargılanıyor” adlı kitabında İslam üzerine ortaya koydukları düşünüş biçiminin bir aydın
yanılgısından öte anlam taşıyabileceği ile ilgili değerlendirmeler yer alıyor.
Mayıs sayısında her ay olduğu gibi Hasan Aycın ve Raziye Yıldız çizgileriyle, Mustafa Cemil Efe ise Hüsn-i Hat ile yer alıyor Yedi İklim sayfalarında.
Yedi İklim bu sayısında yoğun bir şiir içeriği sunuyor okuruna: Seyfettin Ünlü, Telhis VI / TelhisVII / Telhis VIII / Telhis IX / Telhis X / Telhis XI, Özcan Ünlü /
Babam Ekmek Devrimcisi, Suavi Kemal Yazgıç / Bir Sancının Girişi, Gökhan Serter / Beşyüz Yirmi Dokuz, Serkan Doğan / Mucize, Bahtiyar Aslan / Oğul
Çiçeklemesi, Serdar Kacır / Hüküm, Ahmet Cora / Sınavı Geçip Mülakatta Kaybeden Şiir, Tayyib Atmaca / Deyişmeler/Bir, Hacer Akıcı / Tülün Ardı, Raşit Ulaş
Çetinkaya / Hep Adını Anıyorsam Bir Sebebi Var Çirkin Hayat, Berat Bıyıklı / Karabasan, Çağla Göksel Çakır / Firuze, Vefa Lök /Göl Saatleri, Enis Emre Yılmaz /
Gurbet, Kübra Altunhan / Ampirik Dünyadan Bahseden Yok / Işığı Sönmeyen Evlerin Yalnızlığı, Enis Özel / Toprak.
Mayıs sayısında yer alan öyküler ise şöyle; Ali Haydar Haksal / Gecede Yalnız Ölüyor / Ruhum Kanadı / Uzaklar İçimde Eriyor, Fatma Rânâ Çerçi / Gömlek Dayağı,
S. Sinan Özer / Ölüyü Beklerken, Mustafa Ökkeş Evren / Âvarenin Bir Günü.
Çeviri şiirde Veysel Akdoğan Ebû Talib b. Abdulmuttalib’in Divan’dan çevirisini sürdürüken Serkan Doğan Dora Maar’ın bir şiirini çevirdi bu sayıda.
Yedi İklim dergisinin 290. sayısının en önemli özelliği ise Yedi İklim’de yetişen genç bir öykü yazarı olan Fatma Rânâ Çerçi öyküsü üzerine hazırlanan özel dosya.
Bilindiği üzere yakın zamanda Fatma Rânâ Çerçi’nin İz Yayınları arasından “Seyir Balkonu” adlı bir öykü kitabı yayımlanmıştı. İsmail Demirel’in hazırladığı dosyada
şu yazarlar ilgili yazılarıyla yer alıyor: Ali Haydar Haksal / Fatma Rânâ ve Öyküsü, Osman Bayraktar / Seyir Balkonu, Mehmet Özger / Seyir Balkonu, Osman Koca
/ Postsemiyotik Anlatı Yahut Seyir Balkonu, İsmail Demirel / Yitirilmemiş Çocukluk Bakışı: ‘Seyir Balkonu’, Yunus Emre Özsaray / Fatma Rânâ Çerçi Öyküleri
Üzerine, Emine Batar / Yazma Sancısı, Nabi Çömez / Balkonu Seyir, Elif Kılıç / Benim Gözümdeki Ben. Dosyanın sonunda ise Selvigül Kandoğmuş Şahin’in Fatma
Rânâ Çerçi ile yaptığı “Seyir Balkonu ve Yazma Serüveni Üzerine Söyleşi” yer alıyor.
Osman Koca'nın “Öykü ve Eleştiri”, Mete Çamdereli'nin “Bir Damla Bakış ya da Bir Katre-i Nazar”, Serdar Kacır'ın “Edebiyat Ortamı Şiir Yıllığı 2014”, Adnan
Demirkol’un “Bilim Tarihi Sohbetleri ve Fuat Sezgin”, Hatice Ebrar Akbulut’un “Yazma Hikâyeleri’nde Yazma’nın Serüveni”, Elif Kılıç’ın “Düş ile Gerçek Arasında Öykü
Köprüsü”, Fatih Pala’nın “Son Direnişçi”, Cihangir Berk’in “Yazma Sevinci” başlıklı yazıları ise yeni sayıyı zengin kılan metinler arasında.
Bu sayının diğer söyleşisini ise Nurettin Durman, “Dağ Çağrısı”nın şairi Mücahit Koca ile gerçekleştirdi.
İletişim:
yediiklimdergi@gmail.com
www.yediiklimdergisi.com
Sezai Karakoç İkinci Yeni Şairi Değildir
Sezai Karakoç bizzat diriliş akımının şairidir. Onu hangi niyetle olursa olsun ikinci yeni şairi olarak göstermek doğru değildir. Onun şiirinin alt yapısı İslam uygarlığının yeniden ihyası üzerine kurulmuştur. O, Yunus Emre, Mevlana, Fuzuli, Şeyh Galip, Mehmet Akif, Necip Fazıl halkasının son temsilcisidir. Sezai Karakoç için şiir, tiyatro, deneme, hikâye nihayetinde birer araçtır. Hiçbir zaman şiir yazmak için şiir yazmamıştır. O ne sanat için sanat yapma ne de halk için sanat yapma derdinde olmamıştır. O her zaman sanatı yalnızca Allah rızası için yapma derdinde olmuştur. Onun hayatı başlı başına bir şiir olarak bunu açıkça haykırmaktadır. Her türlü dünya nimetini elinin tersiyle iterek tüm ömrünü kutlu ideali için geçirmektedir.
Diriliş ve diriliş düşüncesinin üstadı ile ilgili bir sürü yanlış anlaşılmanın kaynağında dava duygusundan mahrum aydınların yalan yanlış haberleri ve yazıları yatmaktadır. İslam’ı ve İslam davasını içselleştiremeyen bu zavallılar şiirin ve sanatın büyüsüne kapılarak bir taraftan İslam derken diğer taraftan modern putların iktidar sahalarında var olmaya çalışmaktadırlar. Bu iki başlı bakış açısı onların dirilişi ve diriliş şiirini anlamalarını zorlaştırmıştır. Zaten yüzde yüz bir teslimiyet olmadan diriliş anlaşılmaz. Hem diriliş hem de diğer dünyevi istekleri bir arada tutma kaygıları onları hem dirilişten hem de samimiyetten uzak tutmaktadır.
Diriliş şiirini modern edebiyat kuramında ikinci yeni akımı içerisinde kategorize etmek iyi niyetli bir hareket değildir. Sezai Karakoç’u mevcut değerlendirme ölçütleri ile ele almak sıkıntılı bir durumdur. Mevcut terazilerin ayarı ne yazık ki bozuktur. Bu noktada dirilişin terazisi her daim İslam medeniyeti olmuştur. Meseleye İslam medeniyeti penceresinden bakamayanlar dirilişi anlayamaz.
Sıkıntılı diğer bir durum ise dirilişin dirilişle alakası olmayan isim sömürücüleri tarafından sömürülmesidir. Bu sömürüyü yapanlar bir taraftan dirilişi överken diğer taraftan dirilişe düşmanlık yapanların peşinde koşmaktadırlar. Bu isim sömürücülerinin hakikatte dirilişle uzaktan yakından alakaları yoktur. Fakat kendilerini dirilişin temsilcisi gibi göstermeye çalışmaktadırlar. Bu nasıl bir çelişki ve bu nasıl bir ikiyüzlülüktür insan gerçekten şaşırmadan edemiyor.
Sıkıntılı diğer bir durum ise dirilişin dirilişle alakası olmayan isim sömürücüleri tarafından sömürülmesidir. Bu sömürüyü yapanlar bir taraftan dirilişi överken diğer taraftan dirilişe düşmanlık yapanların peşinde koşmaktadırlar. Bu isim sömürücülerinin hakikatte dirilişle uzaktan yakından alakaları yoktur. Fakat kendilerini dirilişin temsilcisi gibi göstermeye çalışmaktadırlar. Bu nasıl bir çelişki ve bu nasıl bir ikiyüzlülüktür insan gerçekten şaşırmadan edemiyor.
Sezai Karakoç’un İkinci Yeni ile bağlantısı dönemseldir. Her şeye dış pencereden bakan ve zahirden batına inemeyen insanlar için Sezai Karakoç şiiriniİkinci Yeni şiirinden ayırt etmek pek mümkün değildir. Çünkü onlar altın ile altın suyuna batırılmış tenekeyi birbirinden ayırt edemeyecek kadar kör ve dikkatsizdirler.
İkinci Yeni şiiri dünyacı ve temelsiz bir şiirdir. Metafizik gerilimden yoksundur. Boşluk duygusu, sıkıntı, yalnızlık, yabancılık, yenilmişlik, içe kapanma, bunalım, bezginlik, şüphe, tiksinme İkinci Yeni şiirinde en çok öne çıkan temalardır. Diriliş şiirinde ise öne çıkan temalar Allah, insan, şehir, tabiat, aşk, hayat, ölüm, diriliş, İslam, ümit, peygamber, iman ve İslam medeniyetinin her türlü kavramlarıdır. Diriliş şiiri bize ayetlerin, hadislerin, kıssaların dünyasını sunar. Onda ki yeni, eski olanın sırrını kavramak içindir. O kelimeler içinde hayatı bulandır. Sezai Karakoç’un mısraları maveranın kapılarını açar.
Sezai Karakoç, ister şiirinde ister fikrî yazılarında olsun ele aldığı her konuyu İslam medeniyeti perspektifinden değerlendirmektedir. Onun için şiir, "hakikatin, doğa ve tarih içinde atan nabzı, çarpan yüreğidir.” O Hz. Mevlana’nın pergel örneğinde olduğu gibi bir ayağı hak ve hakikatte diğer ayağı ise yetmiş iki milletin üstünde bir anlayışla eserlerini yoğurur. Sezai Karakoç İslam tarihinden ve coğrafyasından imgelerle süslediği şiirlerini tarihin sahnesine birer muştucu gibi gönderir. O tasavvufî bakış açısıyla ele aldığı bu dünya hayatının cazibelerine hiçbir zaman aldanmamıştır.
Mehmet Baş
.jpg)



