MART 2014 |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
14 Mart 2014 Cuma
VARLIK MART 2014
YASAKMEYVE 67
Orhan Alkaya, hem şair, hem de oyuncu ve yönetmen. “Şair ve Okurları” sayfalarımızda yer alan söyleşi, Alkaya’nın şiir ve tiyatronun içinden geçen disiplinler arası serüvenine ışık tutuyor. Nilay Özer’in yazısıyla birlikte tabii. Betül Dünder’in “Ortadakiler” başlıklı söyleşilerinin bu ay dördüncüsünü yayımlıyoruz. Bu kez Dünder, şair konuklarıyla “kadın cinayetleri ve çocuk gelinler” meselesini tartıştı. Tahir Abacı, “Şiir Kitapları Sözlüğü”nü de içine alan bir dizi yazı yazacak bu sayıdan itibaren: “Şairler Kahvehanesi”. Bu yazıların da ilgiyle okunacağına inanıyoruz. “Dünyada Şiir Ne Yapıyor?”un bu sayıdaki konukları Bulgaristan, Slovakya ve İtalya. Şiirin ahvaline bir de onların gözüyle bakmakta yarar var… “Türkiye Şiir Rehberi” Bursa ve Balıkesirli şairlerle sürüyor. Yasakmeyve dergisi olarak yaz aylarında uluslar arası bir şiir festivali düzenlemek için hazırlıklara başladık. Şimdiden bütün okurlarımızı davet ediyoruz. 1980’li yıllarda adı öne çıkan bir şairdi. İncelikli şiirler yazdı, incelikli bir hayatın elinden tutarak. Hep şair kaldı. Onu saygıyla selamlıyoruz…
TÜRK EDEBİYATI-MART 2014
| ŞİİRLER | |
| Özcan Ünlü | BU MELANKOLİ (şiir) |
| Tarık Özcan | MARDİN (şiir) |
| Cevdet Karal | KISA ŞİİRLER |
| Asena Gülsüm Güneş | AYNASISIN GECENİN... (şiir) |
| Muhammed Hüküm | TÜRK (şiir) |
| Yalçın Ülker | BİDAT (şiir) |
| Adem Turan | BORGES VE ALEF (şiir) |
| Suavi Kemal Yazgıç | GİBİ (şiir) |
| Semih Diri | BİLİRLER Kİ (şiir) |
| Celalettin Kurt | İSTANBUL YANAR / İSTANBUL SÖNMEZ (şiir) |
| Tuncay Günaydın | YAN BAKIŞ (şiir) |
| Sertaç Gereç | BOZGUN YA DA CEVHER (şiir) |
11 Mart 2014 Salı
Altınoluk Dergisi Mart Sayısı Sunuş:
Aziz okuyucu,
Mart 1986'dan Mart 2014'e 28 yıllık yürüyüş: Altınoluk bu.
Bir süre Yuvamız eşlik etti Altınoluk'a. Hem anne vardı, içinde, hem çocuk. Sonra Yuvamız ikiye ayrıldı, Şebnem ve Altınçocuk doğdu.
28 yılda 28 cilt eser hediye etti Altınoluk, okuyucularına.
Şöyle hem Altınoluk, hem hediye kitap ciltlerini yan yana dizdiğinizde hacimli bir kütüphane oluştu.
Allah'a, bizleri kendi yolunda söz söyleme imkanı lutfettiği için sonsuz hamdediyoruz.
Mart cilt başı.
Bu sayımızın kapak dosyasında “Tartılma Korkusu” var.
Bütün imtihanlar zordur.
İnsana heyecan verir, tedirginlik verir.
Ama dünyevi imtihanların genellikle telafisi mümkündür.
Zor imtihan, ahiret imtihanıdır.
Hayat dosyasıyla gitmek ve hesaba çekilmek. Geri dönüş yok, telafi yok, artı-eksi ne çıkmışsa. Gereği düşünülecek ve hüküm verilecek.
Onun için baştan, iyi bir hayat dosyası hazırlamak gerekiyor.
Yalnız bir problem var:
Dünya hayatındaki imtihanlar çok daha müşahhas, çok daha yakın mesafeli, neticesi kısa sürede görülen imtihanlar. Onun için tedirginliği de daha diri, daha etkili, daha insanı hizaya sokan nitelikte.
Ahiret sınavı ise, çok daha mücerret, çok daha ötelerde, çok daha uzun sürede, dolayısıyla insanın acil gündemini etkilemekten daha uzak.
Ama dünya imtihanları kaybedildiğinde etkisi daha sınırlı, daha kolay başedilebilir cinsten olduğu halde, ahiret imtihanını kaybetmek, ebediyyet ölçüsünde kayıplar ihtiva ediyor.
Ahireti kaybeden neyi kazanmış olabilir ki?
Ahirette yüzü kara çıkanın yüzünü ne ağartabilir ki?
Onun için insanoğlu dünyada ne kadar uyarılsa yeri.
Onun için Halik Teala, binlerce uyarıcı göndermiş insanoğlu dünyaya gönderildiğinden bu zamana kadar.
Bizler, Allah Rasulü (s.a.v.)'nün ikazlarını çoğaltan sesleriz. Kendi yüreklerimize yönelik olarak çoğaltan, insanlığın yüreğine yönelik olarak çoğaltan.
“Tartılma korkusu” iyidir.
Hayatına “diyet disiplini” getiren kişinin tartılma korkusu, ona sıhhatli bir hayatın yolunu açar.
Hayatını “Ahirette tartılma korkusu” hassasiyetiyle sürdürenlerin ise, ahiret hayatı Cennete dönüşür.
Onun için ilahi kelamın ikazlarına kulak vermeli ve “hesaba çekilmeden önce kendini hesaba çekme” şuuru içinde, terazinin hangi kefesine ne konacağını şimdiden önemsemeli.
Ne ekersek onu biçeceğiz.
Önden gönderdiklerimiz karşımıza çıkacak.
Altınoluk nice yıllara yürüsün Rabbimizin lütfu keremiyle.
Altınoluk'un ikazları yüreklerimizde yankılansın inşaallah. Daha nice çocuklar büyüsün Altınçocuk'la, nice ailelere güzellikler taşınsın Şebnem'le...
Sizleri Altınoluk'la başbaşa bırakıyor, saygılar sunuyoruz. Allah'a emanet olunuz.
ABONELİK SİPARİŞLERİNİZ İÇİN: www.erkamalisveris.com
Aziz okuyucu,
Mart 1986'dan Mart 2014'e 28 yıllık yürüyüş: Altınoluk bu.
Bir süre Yuvamız eşlik etti Altınoluk'a. Hem anne vardı, içinde, hem çocuk. Sonra Yuvamız ikiye ayrıldı, Şebnem ve Altınçocuk doğdu.
28 yılda 28 cilt eser hediye etti Altınoluk, okuyucularına.
Şöyle hem Altınoluk, hem hediye kitap ciltlerini yan yana dizdiğinizde hacimli bir kütüphane oluştu.
Allah'a, bizleri kendi yolunda söz söyleme imkanı lutfettiği için sonsuz hamdediyoruz.
Mart cilt başı.
Bu sayımızın kapak dosyasında “Tartılma Korkusu” var.
Bütün imtihanlar zordur.
İnsana heyecan verir, tedirginlik verir.
Ama dünyevi imtihanların genellikle telafisi mümkündür.
Zor imtihan, ahiret imtihanıdır.
Hayat dosyasıyla gitmek ve hesaba çekilmek. Geri dönüş yok, telafi yok, artı-eksi ne çıkmışsa. Gereği düşünülecek ve hüküm verilecek.
Onun için baştan, iyi bir hayat dosyası hazırlamak gerekiyor.
Yalnız bir problem var:
Dünya hayatındaki imtihanlar çok daha müşahhas, çok daha yakın mesafeli, neticesi kısa sürede görülen imtihanlar. Onun için tedirginliği de daha diri, daha etkili, daha insanı hizaya sokan nitelikte.
Ahiret sınavı ise, çok daha mücerret, çok daha ötelerde, çok daha uzun sürede, dolayısıyla insanın acil gündemini etkilemekten daha uzak.
Ama dünya imtihanları kaybedildiğinde etkisi daha sınırlı, daha kolay başedilebilir cinsten olduğu halde, ahiret imtihanını kaybetmek, ebediyyet ölçüsünde kayıplar ihtiva ediyor.
Ahireti kaybeden neyi kazanmış olabilir ki?
Ahirette yüzü kara çıkanın yüzünü ne ağartabilir ki?
Onun için insanoğlu dünyada ne kadar uyarılsa yeri.
Onun için Halik Teala, binlerce uyarıcı göndermiş insanoğlu dünyaya gönderildiğinden bu zamana kadar.
Bizler, Allah Rasulü (s.a.v.)'nün ikazlarını çoğaltan sesleriz. Kendi yüreklerimize yönelik olarak çoğaltan, insanlığın yüreğine yönelik olarak çoğaltan.
“Tartılma korkusu” iyidir.
Hayatına “diyet disiplini” getiren kişinin tartılma korkusu, ona sıhhatli bir hayatın yolunu açar.
Hayatını “Ahirette tartılma korkusu” hassasiyetiyle sürdürenlerin ise, ahiret hayatı Cennete dönüşür.
Onun için ilahi kelamın ikazlarına kulak vermeli ve “hesaba çekilmeden önce kendini hesaba çekme” şuuru içinde, terazinin hangi kefesine ne konacağını şimdiden önemsemeli.
Ne ekersek onu biçeceğiz.
Önden gönderdiklerimiz karşımıza çıkacak.
Altınoluk nice yıllara yürüsün Rabbimizin lütfu keremiyle.
Altınoluk'un ikazları yüreklerimizde yankılansın inşaallah. Daha nice çocuklar büyüsün Altınçocuk'la, nice ailelere güzellikler taşınsın Şebnem'le...
Sizleri Altınoluk'la başbaşa bırakıyor, saygılar sunuyoruz. Allah'a emanet olunuz.
ABONELİK SİPARİŞLERİNİZ İÇİN: www.erkamalisveris.com
HER SAYI "BİRNOKTA" DAHA İLERİ
BİRNOKTA 14 yaşında. Ayın ondördü gibi dolun ve yolunda !
Birnokta'nın 146. sayısı, yenilenen yüzü ile okurlarıyla buluşuyor.
Birnokta'nın 146. sayısı, yenilenen yüzü ile okurlarıyla buluşuyor.
2014 Mart Sayısında 19 şairden 19 şiir var...
Süreyya Berfe, darası
alınmış saf şiirleriyle başlatıyor şiir geçidini; "15-16 Şubat 2014"
başlığındaki şiirlerinden birinde, "Ah Dolunay / gizli ebedî sevgilim
/Vazgeçme /peşim senin" diyor. Ve hemen peşinden Birnokta'da görmeyi
özlediğimiz isimlerden Metin Tavukçuoğlu, "Gök Oyası" adlı şiiriyle geliyor.
Adem Kandemir "Sûzinâk", Berat Bıyıklı "Üç Parça Şiir", Suavi Kemal Yazgıç "Abdala Övgü", Tayyib Atmaca "Reis", Ulaş Konuk "Mohisko", Müştehir Karakaya "Kuğuların Şarkısı", Cahit Bahadır "Yolun Yalnızlığı", Mustafa Özçelik "Musa", Çıkar Nurettin Durman "Hakikat Elbet", Sıddık Ertaş "Rögar", Kemal Can Açık "İkindisi Kumral", Hatice Ermiş "Yağmur", Tuncay Günaydın "Sağlık Durumu", Resul Tamgüç "Kaba Taş", Fatih Kınalı "Kaygıboğan Portakal", İbrahim Eryiğit "Esmaül Hüsna / El-Mü’min" ve Mürsel Sönmez "Sesin Evim" şiiriyle geçidi tamamlıyor. Fatih Türkyılmaz- Mahmut Feyzi çevirisiyle, Hâfız'ın gazellerinden biri de yer alıyor dergide.
Tahsin Yılmaz'ın kaleme aldığı "Siyaset Edebiyatı" başlıklı yazı, bu sayıda yer alan tek Deneme.
Tahsin Yılmaz'ın kaleme aldığı "Siyaset Edebiyatı" başlıklı yazı, bu sayıda yer alan tek Deneme.
Derginin Genç kalemlerinden Furkan Balta
"Ayakkabı" hikâyesiyle intak sanatına başka bir pencere açarken,
Birnokta'da başladığı hikâye yolculuğu, uzun soluklu olacağa benzeyen Ayşegül Ergül "Mevsim Normalleri" isimli hikayesiyle mart sayısında ses veren isimlerden. Mesut Doğan "Koşu" isimli hikayesinde bir başka ayakkabı serüveni anlatırken, Aliye Akan "Allah
Sizi İnandırsın" hikayesinde "Çekildi ipiniz, dilinizde kimi sözcükler
kalsa da bitti işiniz. Allah sizi inandırsın!" diye nida ediyor.
Her
biri birer manifesto niteliğinde olan, derginin bu sayıdaki sunuş
yazısı, şöyle son buluyor; "Küresel LEŞ, ÜZERİMİZE ÇULLANDI. Biz de
altta kalan insanlığın belki de son çığlıklarıyız."
Dergiyle ilgili diğer gelişmeler ve detaylar @ist_birnokta adlı twitter adresinden takip edilebilir.
Dergiyle ilgili diğer gelişmeler ve detaylar @ist_birnokta adlı twitter adresinden takip edilebilir.
İrtibat: 0216 557 82 87
2014-02-21
Vuslat Dergisi
Bulunduğumuz coğrafyada Din konusunda karşılaştığımız en büyük engel, Dine karşı Din engeledir. İşte Vuslat, halkın Din konusunda uyanmasına vesile olmak ve ayrıca Sahih İslâm’a giden yolun adresini okuyucularına, takipçilerine, toplumuna göstermek noktasında böyle bir çalışmayı gündeme getiriyor.
İslâm, hayatın her alanına müdahale
eden bir Din’dir. Doğru yaşamın adresi, İslâm’ı sahih kaynaklardan
öğrenmekten geçer. Hz. Peygamber (s.a.s.), bize bu noktada çok büyük
bir miras bıraktı. Neydi Rasulullah (s.a.s.)’in bıraktığı miras? Elbette
herkesin bildiği gibi, şanlı Peygamber’in bıraktığı miras, Kur’ân ve
Sünnet idi. Efendimiz, “Bu iki şeye sarıldığınız müddetçe asla
sapmayacaksınız” diye buyurdu.
Bu bırakılan önemli mirasa rağmen
müslümanlar, Kur’ân ve Sünnet uzaklaştılar, uzaklaştırıldılar.
Osmanlı’nın yıkılışıyla birlikte, cumhuriyetin kurulmasıyla, Türkiye’de
halk, hızlı bir şekilde Dinî değerlerine yabancılaştırıldı. Halka,
İslâm’ın insanları geriye götürdüğünü, ileriye dönük modern bir hayatın
var olabilmesi için Batı’nın değerleri birebir uygulanması gerektiğine
inandırılmaya çalışıldı… Bu çalışmalarını hayata geçirmek için, önce
gerçek İslâm âlimleri susturuldu. İslâm âlimlerinin kimisi şehid edildi,
kimisi sürgün edildi, kimisi ise vatan haini ilan edildi. Sonra hızlı
bir şekilde devreye sözde âlimler sokuldu… Bu gayr-i İslâmî düzene
uyumlu sözde âlimler, halka sahih İslâm inancını anlatmak yerine, yeni
kurulan cumhuriyetin ne kadar kutsal olduğunu ve bu yeni yönetime itiat
edilmesi gerektiğini empoze ettiler. Bu konuda, büyük ölçüde başarılı
oldular. Ülke’nin ekonomik seviyesi yükseldikçe halk, İslâmi olmayan bir
rejimi sorgulamayı unuttu. Ve İslâm ile halkın arasına başka şeyler
girdi.
Cumhuriyetin kurulmasıyla günümüze
kadar gelen, halkı İslâm’a yabancılaştırma faaliyetleri halen
sıcaklığını korumaktadır. Halk, İslâm’ı sadece namaz, oruç zekât gibi
ibadetlerden ibaret görmektedir. İslâm hakkında bilmediği bir konuyu,
Kur’an ve Sünnet’e götürmeyi düşünmüyor. İslâm’ın hayatın her alanına
müdahale ettiğinden habersiz… İslâm’ın bir yaşam biçimi olduğundan
habersiz… Aile içerisinde Din sadece 32 farzdan ibaret… Hattâ bazı
aileler, çocuklarını cami imamlarına teslim ederek, “eti senin kemiği
benim” diyerek çocuklarına sahih İslâm’ı öğrettiklerini zan
etmektedirler. Ve halkın inancına sokulan hurafler, bidatler! Halk,
maalesef Din’de olmayan birçok şeyi Din’de varmış gibi kabul etmekte.
İşte, Vuslat Dergisi olarak Şubat sayımızda, bu önemli dosya konusu
tartışmaya açıyoruz.
Muhammed İslâmloğlu, “Bir Din Ki,
İslâm Değil!” başlıklı makalesinde, Cahiliyye düzenlerinde halk cehâlet
içinde bırakılmış, kendilerine İslâm'ın gerçeği anlatılmamış ve gerçek
İslâm'ı öğrenmesinler diye bütün yollar kapatılmıştır tespitinde
bulunuyor.
Prof. Dr. Ali Çelik, “Halkın Din
Anlayışının Kaynakları” isimli yazısında, bugün halkımızın, Dinî
konularda bir takım yanlış bilgilere sahip olduklarını, bunun nedenin
ise halkın yanlış kaynaklardan beslendiğine dikkat çekiyor.
Ahmed Kalkan, “Halkın Zikir
Anlayışı” yazısında zikir, sadece dille, alışkanlık kabilinden, tören
havasıyla edâ edildiğinde gerçek anlamda zikir olarak kabul edilemez
diyor.
Halil Kara, “İslâm’ın Hayata
Müdahalesi” isimli çalışmasında, İslâm’ın sadece inanç biçimi, bir takım
ibadetlerden ve ahlâkî kurallardan ibaret olmadığını hatırlatıyor.
Hüseyin Kerim Ece, “Halkın Kur’ân
Anlayışı” isimli araştırma yazısında, halkın Kur’ân’ı bir rehber olarak
değil de, Kur’ân’ı sadece bir sevaplar kitabı olarak algıladığını dile
getiriyor.
Detaylı bilgi için:
0216 612 78 22 web: www.vuslatdergisi.com
0216 612 78 22 web: www.vuslatdergisi.com
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




