30 Mart 2016 Çarşamba

ALTINOLUK MART 2016

Mart 2016 ile 31’inci yılımızdan ay almaya başlıyoruz. 1986’dan 2016’ya kadar sizlerle birlikte yürüdük. Rabbimize sonsuz hamd olsun. Bu süre içinde iyi şeyler yapıldığını düşünüyoruz.
Altınoluk.
Şebnem.
Altınçocuk.
Ve hediye kitaplarla koca bir Altınoluk kütüphanesi.
Ayrıca her yıl Anadolu’da okuyucularımızla buluşma niteliğinde yüzlerce diye ifade edilebilecek toplantılar.
Yüzlerce yazar evlerinize konuk oldu bir düşünsenize.
Zaman zaman Anadolu’daki gezilerimizde “Yuvamız’ın çıktığı günden beri Altınoluk’la birlikteyiz” diyen yetişmiş, ülke içinde sorumluluk üstlenmiş insanlara rastlıyoruz. Altınoluk çıktığında onun çocuk – aile eki Yuvamız’ı okuyan 10 yaşındaki bir çocuk, bugün 40 yaşını aşmış olacak. İlkokulu, orta okulu, liseyi, üniversiteyi bitirmiş, akademik kariyer edinmiş ya da bürokraside, siyasette sorumluluk üstlenmiş bir insan olacak.
Bu süre zarfında iyi şeyler söylendiğine inanıyoruz. Yuvamız – Altınçocuk’la çocuklarımızın terütaze pırıl pırıl dünyasına, Şebnem’le genç kızlarımızın kadınlarımızın dünyasına ve Altınoluk’la 7’den 70’e herkesin dünyasına müspet değerler taşıma derdinde olduk. İyi insanı, güzel Müslümanı, Rahmet Peygamberi’nin izinde, rahmet insanının kişilik kodlarını işaretlemeye çalıştık. İnanıyoruz ki Altınoluk’la birlikte yürüyenler en azından “Nerede olursam olayım Allah benimle beraber” gibi bir idrak çabasındadır, “Allah’ı görüyormuş gibi bir hayat yaşama” sorumluluğundadır. Bu da az bir şey değildir.
İşte 361’inci sayımız.
“Cennetin Bedeli” başlıklı dosyamızla ellerinizde.
Allah Teala “Koşun, diye hitap ediyor, Rabbinizin mağfiretine koşun, ve takva sahipleri için hazırlanmış gökler ve yer genişliğinde olan cennete koşun.” (Ali İmran, 133)
Oraya koşmak lazım.
Orası gözden çıkarılacak yer değil.
Oraya bu dünyada iken koşmak lazım.
Orası müttekıyler için hazırlanmış.
O zaman bu dünyada müttekıy olmak lazım.
O zaman bu dünyada iken Rabbin mağfiretine mazhar olacak bir koşu içinde bulunmak lazım.
Altınoluk böyle işte. Kur’an’a başvuruyor, Rasulullah’ın kutlu sözlerine başvuruyor ve oradan kendisi için, elele tutuştuğu dostları için yol haritaları çıkarıyor.
Ah şu yolculuklarımızın ucu cennete ve Halik-ı Zülcelal’in cemalini seyre çıksa.
Yolda bulunmakta ısrarlı olmak lazım. Hedefi kaybetmemek lazım. Rotadan çıkmamak lazım. Başka hesaplar içinde olanlarla değil, tam da bu işte, bu cennet yolculuğunda sadık olanlarla beraber olmaya itina etmek lazım.
Ve bunun bedelinin farkında olup, hayatımızı o bedel ekseninde inşa etme hassasiyetini kaybetmemek lazım.
Rabbimiz yoluculuğumuzu kolay eylesin. Gideceğimiz yerde sevinç bulmayı nasib eylesin. Amin.
Sizleri Altınoluk’la başbaşa bırakıyor, saygılar sunuyoruz. Allah’a emanet olunuz.

AY VAKTİ 161. SAYI



Yıllardır yolculuğuna sabırla devam eden Ay Vakti 161. sayısıyla okurlarına tekrar merhaba diyor. "Kim biraz şair ise biraz geride durur / Yakıcı sözlerle demetlenmiş meclisten" diyerek şairliğe bir tanım ekliyor Ali Yaşar Bolat. Necip Fazıl Akkoç, "El Yazması Hüzün" şiiriyle bu sayıda yerini alıyor. Ali Yaşat "Kelebek Takvimi", Nurettin Durman, "Bakışım Temrinleri", Nazım Payam, "Rüyâ", Emre Miyasoğlu, "Yalnızlık Hep, Yalnızlık Hâlâ", Semra Saraç, "Oyalanan Sisler", Adem Özbay, "Memleketimizin Kısa Tarihi" ve "Noksan" şiiriyle Fatih Topaloğlu bu sayının şairleri oluyor. 
Savaş neyimiz olmamalıdır? Şeref Akbaba insanın savaşa tutumunu sergiliyor "Savaş Edebiyatına Zeyl" yazısında. 161. Sayının diğer yazı ve yazarları ise; Semra Saraç (Pencere ve Vermeer), Ömer Özden (Bahar ve Aşk), Niyazi Karabulut (Sanat ve Estetik), Ayhan Sağmak (Sevginin Kaynağı), Fahri Tuna (Arifiye İstasyonu), Diriliş filmini irdeleyerek filmin analizinin yapan Abdullah Ömer Yavuz.
7 Güzel Adam'ın Aristo'su Cahit Zarifoğlu'nun, "Zarif İmgeleri" incelemesiyle Salih Uçak, "Söz Çağıltısı" ile Necmettin Evci, "Muktedir Edebiyatın Öz Kaynaklarımız Karşısında İki Mühim Silahı: İdealize Edilmiş Kadın Yazar ve  Tasavvuf Algısı" ile Onur Akbaş okuyuculara sesleniyor. Öykü sayfalarında ise Nurşah Karaca, "İsmet Abim", Cemil Köksal, "Hayatın Değişen Yolu", Sevgi Korkusuz, "Üçüncü Ses" ve "17 Numaralı Oda" öyküsüyle Serdar Üstündağ yer almaktadır.

NİDA DERGİSİ 174. SAYI

Nida Dergisinin 174.sayısı "Oksidentalizm / Gemiye Dönmek" başlığıyla çıktı.

“Ustam der ki: Makina kullanan kişi bütün işlerini makina gibi görür; işlerini makina gibi gören kişinin makina gibi bir yüreği olur. Göğsünde makina gibi bir yürek olan kişi masumiyetini kaybeder.”

 “Sanatın, ilmin ve tekniğin milliyetinin olduğunu fark etmek fazla zaman almamıştır. Batı ve Doğu, ya da “modern” ve “geleneksel” sentez kabul etmez. Birinciler bir şekilde ikincileri alt etmiştir; demokrasi İslam’ı, özgürlük ibadeti, madde manayı, teknik ruhu yutmuştur. Örfünü ve inancını muhafaza ederek batılılaşmanın timsali olarak gösterilen Japonların modernleşme serüvenlerinde geldikleri son nokta, çekik gözlerinin bile operasyonla “düzeltilmesi” olmuştur. Tekniğin ruh üzerine etkisini Çinli bir bilge, mustagreb zihnin idrak edemeyeceği bir örnekle ifşa etmiştir.”

Gelişmişlik–az gelişmişlik; ilerlemişlik–geri kalmışlık; ahlakını almak–teknolojisini almak gibi “sentezci yaklaşımların” üretim kısırlığının bir sonucu değilse ezilmiş ve ötelenmişliğin bir dışavurumu olsa gerek.

Eşyanın, alet edevatın, teknolojinin değerden bağımsız olmayıp, bir anlayışın öncülleri olduğu ayan beyandır. O halde ‘düşmanın silahıyla silahlanmak’ derken aynı alet edevatlarla mücadele anlaşılıyorsa bir daha durup düşünmeyi gerekli kılmaktadır. Zira kuşanılan ‘düşmanın silahı’, dostu ve kenini ‘düşmanın’ aynısı kılmaktadır.

Sömürgeci, zalim, şımarık/mutref, ceberrut, kibirli ve ilahlık iddialı kılıyorsa veya her geçen gün üzerimizdeki hegamonyasını artırıyorsa ‘düşmanın silahı’, bu silahla silahlanmamalıyız gibi bir sonuca (mı) varmalıyız!

‘Düşmanımız’ bizim eğitmenimiz, öğretmenimiz değildir ki ‘onun silahıyla’, ‘onun gibi bir tarzı’ mücadele veya kurtuluş biçimi benimseyelim!

Öyleyse burada bir yanlışlık var!

İşte bu yanlışlığı konuşuyoruz NİDA dergisinde…

Konuşmaya da devam edeceğiz.

Düşmanımızdan değil kendimizden doğacağız… Kaybettiğimizden, zayıf halkamızdan bahsedeceğiz.

Bizi düşmanımız – gibi – kılan, onun gibi hissettiren araçlarda değil, Müslümanca mühayyilede gözümüz.

Dergimizin bu sayısında ‘oksidentalizm’ başlığı altında, doğunun batıya bakışını konuşuyor, düşünmeye davet ediyoruz.

Akademik değil ‘ruhî’, ‘hissi’ ve ‘pratik’ yanı olup bütün okurlarımızı ilgilendiren bir konudan bahsettiğimizi biliyoruz

Tartışmalarımıza katılın.

Bu konuda dergimizde bu ay; Abdullah Metin, Altan Murat Ünal, Sezai Ozan Zeybek, Mustafa Aydın, Arif Arcan, Reşat Cengil, Yunus Namaz, Nusret Altundağ ve Röportajımız var.

Tüm yazarlarımıza teşekkür ediyor; kendileri keyifli fakat zihnî komforları kaçıracak yazı ve düşüncelere dergimizin yataklık yapmasından dolayı oldukça mutluyuz.

Derginin bu sayısında yer alan yazarlar:

Altan Murat Ünal - Müslüman Dünya Temel Zihin Kalıplarını Değiştirmek Zorundadır

 Mustafa Aydın - Doğu ve Batı Arasında

 Abdullah Metin - Doğudan Yükselen Ses: Oksidentalizm

Arif Arcan - Batı Doğu’nun Neresine Düşer; Batı’nın Kendi Doğu’su ile Savaşı

Sezai Ozan Zeybek - Garbiyatçılığı Anlama Rehberi

Reşat Cengil - Kökenler ve İdealler Doğu ve Batı

 Yunus Namaz - Oryantalist ve Oksidentalist Söylemin Sınırları ve Sinemadaki Karşılıkları

Söyleşi - Oryantalizm, Oksidentalizm ve Sanat Üzerine Ahmet Çaycı İle...

 Nusret Altundağ - Yavuz Ev Sahibinin Külü

 Selma Elmas - Sürgün Üzerine Düşünceler: Kış Ruhu

 Adil Akkoyunlu - Endülüs ve Endülüs Penceresinden Batı’ya Bakış

 Semra Kürün Çekmegil - Kutsallar, Kutsananlar, Bid’at Ve Hurafeler

 Ferda Bütün - Sefalet ve Cehaletin İttifakı

Cenk Ağ - Okul Öncesi Dönemde Din Eğitimi

Mustafa Ökkeş Evren - Avare Günlük

Yasemin Şüheda - Gecenin Kalbine Vahiyle Yürümek

 Hatice Acar Karadeniz - Münacaat

Kitap Tanıtımı


Nida Dergisi
0 422 321 21 87 - Malatya, Türkiye
www.nidadergisi.com

AYRAÇ DERGİSİ 77. SAYI

13 Mart büyük romancımız Kemal Tahir’in yüz altıncı doğum günü. Kemal Tahir, 1910 senesi Mart ayında Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmakta olduğu bir dönemde dünyaya geldi. 21 Nisan 1973 günü vefat etti. Bu hesapla, Kemal Tahir’in ölümünün üzerinden kırk üç sene geçmiş.

Vefatından kırk üç sene sonra Kemal Tahir okumak ne ifade ediyor? Kemal Tahir okumak neden gerekli? Yeni bir Türkiye’den söz edilen, Osmanlı’ya özlem duyulan, resmi tarihin eleştirilip yargılandığı, yerelliğin önemsendiği bu dönemde muhafazakâr kesimin en çok gönderme yaptığı ve andığı isim Cemil Meriç ve Tanpınar ile beraber Kemal Tahir… İşbu nedenle, Kemal Tahir tekrar okunsun, gündeme gelsin, tartışılsın istediğimiz için az sonra okumaya başlayacağınız “Kemal Tahir Özel Sayısını” hazırladık. Bu özel sayıda neler var?

Kemal Tahir’in manevi kızı Ayşegül Durugün Karaköse, “Kemal Tahir’in Sohbetleri” kitabının yazarı ve arkadaşı İsmet Bozdağ ve Çorum cezaevinden mahkum arkadaşı Kemal Erdoğan ile yaptığımız söyleşileri okuyacaksınız.

Ömer Faruk K. Kemal Tahir ve Cemil Meriç arasındaki düşünsel akrabalığı, Ayşen Yıldırım Kemal Tahir’in Türk ve Dünya Edebiyatına bakışını, Berkay Çetin onun düşünür yanını, Yaşar Öztürk Kemal Tahir’in aydınlarla olan çatışmalarını, Pirali Çağrı Şensoy Kemal Tahir’in devlete bakışını, Salim Olcay da son basılan tefrika eserleri hakkında yazdı.

Daha çok Türk Yunan mübadelesi üzerine çalışmaları ile tanınan gazeteci yazar İskender Özsoy ise Kemal Tahir’in ilk üç kitabının yayınlanma hikâyesini anlattı. “Esir Şehrin Hür İnsanı: Kemal Tahir” adlı kalınca bir biyografi araştırma kitabı da bulunan Akademisyen Sezai Coşkun, “Yol Ayrımı” romanı üzerine yazdığı inceleme yazısı ile birlikte ayrıca dergimize özel olarak arşivinden çıkardığı , yayıncısı Ahmet Tevfik Küflü'nün Kemal Tahir'e gönderdiği bir mektuplakatkıda bulundu.

“Türkiye Defteri” dergisinin Şubat 1974 tarihli dördüncü sayısında yayımlanmış “Yaşar Kemal ve Kemal Tahir ile Eşkıyalık Üzerine” adlı konuşma Yaşar Kemal’in vefatının birinci, Kemal Tahir’in doğumunun yüz altıncı yılı anısına yine AYRAÇ sayfalarında…
Bu özel sayıyı önemli ve değerli kılan metinlerden birisi de, Kemal Tahir’in Çorum cezaevinden koğuş arkadaşı Kemal Erdoğan ile yapılan söyleşinin ve kendisinin bize sunduğu Kemal Tahir ile çekildiği fotoğrafın ilk kez yayınlanıyor oluşu! Ayrıca Kemal Tahir’in ölümünün onuncu yılında, 1983’de anısına hazırlanan bir programda, TRT arşivinden dinletilen bir ses kaydının çözümü de yine ilk kez AYRAÇ okurları için yayınlanmaktadır.

İthaki Yayınları Kemal Tahir Kitapları Editörü Selçuk Aylar, kendisiyle yaptığımız söyleşide, Kemal Tahir’in müstear isimle yazdığı, gazete köşelerinde kalmış, unutulmuş metinleri, roman ve hikâyeleri okurla buluşturmaya devam edeceklerinin müjdesini verdi.

Kemal Tahir dosyasının hazırlanmasındaki destekleri için gazeteci büyüğümüz İskender Özsoy'a, akademisyen Sezai Coşkun'a ve Kemal Tahir Vakfı yöneticileri Ayşegül Durugün Karaköse ve Levent Karaköse'ye teşekkür ederiz.

29 Mart 2016 Salı

YEDİ İKLİM DERGİSİ NİSAN 2016 SAYISI


Melamet İki Aylık Edebiyat, Sanat, Düşünce Dergisi Sayı:7 Mart-Nisan 2016





Melâmet dergisi yedinci sayısında İdeali ve Muhayyileyi Yaşatmak dosyasıyla çıkıyor...
Dosya çerçevesinde gerçekleştirilen Melâmet Konuşmaları’nda Celâl Fedai, Ali K. Metin, Mustafa Baki Efe, Hüseyin Karaca ve Yahya Kurtkaya yer alıyor. Dosya çerçevesindeki yazılarda ise; Celâl Fedai, Hüseyin Karaca, Yahya Kurtkaya, Mustafa Yürekli, Murat Saldıray, Mustafa Baki Efe ve Feyza Yapıcı  imzaları var.
Bu sayısında öykülerle başlayan dergide; Yunus Develi, Köksal Alver, Ali Işık, Kamil Yıldız, Arzu Şahin ile Hamza Günerigök imzaları yer alıyor.
Derginin bu sayısındaki söyleşiler ise; Ali Işık tarafından yapılan Köksal Alver ve Bengül Güngörmez’in gerçekleştirdiği Doç. Dr. Hasan Basri Öcalan söyleşileri.
Melâmet’in bu sayısındaki şiirler ise; Hıdır Toraman, Yavuz Altınışık, , Serdar Kacır, Yahya Kurtkaya, Mustafa Baki Efe, Metin Erol, Abdullah Mahvi, İlhan Kayhan, Murat Saldıray, Mehmet Aydemir, Osman Mesten, Celâl Fedai imzalarını taşıyor.  Ayrıca Bünyamin Kasap tercümesiyle Ezra Pound’dan Lustra Şiirleri var.
Melâmet’in dosya ve ürünler dışındaki düzyazı sayfalarında ise; Hıdır Toraman, Fatih Doğan, Zeynep Dinçer Bedibek, Cemil Caca Arslan, Murat Fatih Yazıcı, Celâl Fedai, Hakkı Özdemir, Ali Işık, Metin Erol, Enes Talha Tüfekçi, İbrahim Arpacı, Cengiz Yalçınkaya ve Ayşe Şasa’nın Günlükleri ile Abdurrahman Badeciyer alıyor.

TEMRİN İKİ AYLIK EDEBİYAT DERGİSİ MART - NİSAN 2016

Yeni bir sayı ile okurunun karşısına çıkan Temrin; özgün bir içerik oluşturma ve titiz bir çalışma sonucuyla elinize ulaşıyor… Kültür Bakanlığına bağlı kütüphaneler aboneliğiyle ülke geneline yayılan dergi, 76. Sayısı ile yine okurlarının ilgisini hak edecek bir içerikle edebiyat gündemindeki yerini alıyor.
 Uluslararası kültüre verdikleri katkı ve gösterdikleri samimi çabanın karşılığında Kazakistan Büyükelçiliği tarafından Temrin’e sunulan teşekkür mektubu, bu sayıda okurlarla paylaşılmış.
Ahmet Avcı’nın mitolojik ögeler taşıyan Dar Alanlarda Kısalan Bir Çağ adlı şiirinin yanı sıra Aysel Mutlu’nun çevirisi olan Gözler başlıklı dizeler de Sully Prudhomme  imzasını taşıyor. Şeref Yılmaz; geleneksel kültürümüzün kadim bir ışıltısı olan ve eski yaygınlığı azalmış olsa da güncelliği devam bir takvim biçimi üzerine yazmış. Yazının başlığı Yapraklı Takvim: Halk Ansiklopedisi. Ebru Karakaya’nın, Murza Gaparov’un Ak Poezd Adlı uzun hikâyesinde olay örgüsü adlı  inceleme yazısı ilgiye değer nitelikte. Abdülkadir Özkan’ın derlemesiyle sizlere sunulan Öksüz Gamber ile Ham Mahmut; Anadolu masalları cümlesinden sizler için seçilen güzel bir örnek oluşturuyor.
Ana hatlarıyla Çağdaş Kırgız Edebiyatının oluşumu başlıklı diğer bir inceleme yazısı da Dr. Halit Aşlar tarafından hazırlanmış. Kırgız edebiyatının 7 önemli  kalemi hakkında sunulan bilgi ve değerlendirmeleri oldukça kayda değer bulunacak nitelikte. Fatma Zehra Fidan’ın, Bir masal ve benim büyülü üç harfim: a.ş.k. adlı çalışması yanında, Kibar Ayaydın da Mehmet Baş’a ait bir şiir üzerine; “Irmak düşleri”nde hüzün melankolisi başlıklı yazısıyla poetik ve düşünce odaklı bir tahlil yazısı kaleme almış. Hasan Parlak, Hayal Baba, Fatma Türkdoğan ise Minnet Duygusu  adlı metinleriyle bu sayıdaki öykücüler olmuşlar.
Yeni yayınlanan kitapların okurlara duyurulup kısa tanıtımlarının yapıldığı Künye bölümü ile edebiyat ve sanat gündemine damgasını vuran en yeni haberlerin yer aldığı Devran köşesi, bu sayıda da da bilgi ve istifadelere  sunulmakta...